Günümüzde hep yatırımlardan bansediyoruz!
Yatırımcıdan bahseden yok...
Ne zaman ekonomik bir sıkıntı yaşanılsa, gündemi kurtarmak için yatırımlar ön plana çıkıyor.
Peki ya hiç yatırımcı yetiştirmek için bir çalışma var mı? En azından yaşadığımız bölgelerde...
Yatırım deyince hep akla maddi külfeti yüksek, ağır sanayisi olan, kuruluş sermayesi göz dolduracak bir birikim söz konusu olur
Böyle olunca da yatırımcı bulmak zor...
Anadolu'nun bunca kaynakları, ulaşımı, endüstrisi olan yerler dururken Neden? Tokat olsun ki...
Olmuyor da!...
Bugüne kadar memleketimizden yatırımcı yetiştirdikmi ki, yatırım bekliyoruz...
Farz-ı misal sanayi alanında yetiştirdik, peki yeterli sermaye var mı? Demek ki yok!
Olsa bugüne kadar elbette dişe dokunacak bir gelişme yaşanırdı.
O zaman bir eksiklik var
Bu da yatırımcı yetiştirmekten geçiyor. Küçük sermayeli büyük yatırımcı...
Yani insan endeksli yatırımlar
Bunlar neler?
Sanatçı, tiyatrocu, heykeltraş, ressam, edebiyatçı, şair, sinemacı, danscı, turizmci, tarihci, süsleme sanatçısı, arkeolog, fikir üreticisi ve fikir işçisi vs. vs.
Sayıları artırmak elimizde, ama öncelikle böyle bir fikri masaya yatırmak gerek.
İlimizde kültür etkinlikleri söz konusu olunca yapılan taş binaların onarımından başka bir şey değil, ama neyse ki bazı derneklerimiz birtakım festivallerle bu eksikliği giderme derdinde, eh zaman zamanda Tokat Belediyesini unutmamak gerek...
Kısacası Kültüre, sanata, sanatçıya, turizme, tarihe bakış açımız gelişmeli...
Bunu da geliştirecek faaliyet alanlarını artırmakla işe başlamamız gerekiyor. Hep söylüyoruz ya Üniversitenin kampüs alanına gitmiş olmasını halktan uzaklaşma olarak algıladık. Bu kapsamda yaşanılan kopuklukta paylaşımı ortadan kaldırdı. Neler oluyor kampüste halkımız çokta ilgili değil.
Bu bir gerekçe, bunu da ortadan kaldıracak çalışmalar elimizde...
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi halkla bütünleşme adına samimi bir adım atacaksa, ileri ki yıllarda bahsettiğimiz şekildeki yatırımcıları yetiştirecekse, bunlar hem ülke hem de ilimiz ekonomisine üretici olarak kazandıracaksa; bunu görmek istiyoruz...
Üniversite; önce en yakın ulaşabileceği kanallar üzerinden halka inmeli, elindeki bulunan imkanları halkla paylaşmalı, paylaşırkende hem öğrenmeli hemde öğretmeli...
Buradaki öncelikte özellikle görsel öğeler üzerinde olmalı...
Yani üniversitemiz bünyesindeki Güzel Sanatlar bölümü halkın içine inmeli...
Bu faaliyetler ister yapım esnasında isterse bitmiş eserler üzerinden olsun ama halkla paylaşıma açık olmalı...
Üniversite bunu ister mi? Bence istemeli...
Hem öğrencilerinin motivasyonunun artması, hem üniversitenin halkla bütünleşmesi, hem de yetişen fikir yatırımcılarının kendilerini daha geliştirmeleri yönünden büyük katkı sağlayacaktır.
Peki ya Üniversite bunu nerde yapmaya başlamalı?
Cevap hemen hazır "26 HAZİRAN ATATÜRK KÜLTÜR SARAYI"
Ayrıntılar üzerinde çok fazla kalmaya gerek yok, hemen herkes binanın konumunu, yapılış amacını ve üniversite bünyesinde neler yapılabileceğini zihinlerinde oluşturabilecektir.
Yok oluşturulamaz ise hemen herkes için bizler bir hayli proje üretebiliriz.
Mevcut yapısı ile taş binanın ötesinde gerçek yapılış amacına uygun faaliyet alanları oluşturana kadar üniversite bünyesindeki faaliyetleri ile göz dolduracağı kimsenin gözünden kaçmamalıdır. Kültürsüz bir saraydansa kültürlü bir akademiye en kısa sürede geçilmelidir.
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Güzel Sanatlar Akademisi bu binayı işe yaramaz taş yapı halinden çıkarıp geleceğin yatırımcılarına gerçek bir çalışma alanı olarak kazandırabilir.
"Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Güzel Sanatlar Akademisi" için ekmeğin pişeceği fırın şimdilik bu bina olmalıdır.
Bu haber 649 defa okunmuştur.